ERDEMLİ DEVLET MANİFESTOSU- 2
(Nahl- 90. Ayet Tefsiri ve Farabi'nin El-Medînetü'l-Fazıla İdeali Üzerine
Sivil Bir İnşa Modeli)
İKİNCİ BÖLÜM
MUKADDİME: SİSTEMİN TORNASINDA FITRATI KORUMAK
İnsanlık, tarihin en büyük "anlam ve ahlak" krizlerinden birinin tam ortasından geçiyor. Modern dünya; insanı yeryüzünün halifesi, adaletin ve ihsanın taşıyıcısı olarak görmek yerine, onu kapitalist çarkların arasında tüketen birer nesneye, seküler sistemlerin tornasından çıkan ruhsuz prototiplere dönüştürme gayretinde.
Bugün camilerimizin minberlerinden her cuma günü eş zamanlı olarak yükselen ve ilahi bir manifesto olan Nahl Suresi- 90. ayet, kulaklarımıza aşina ama hayatımıza maalesef yabancıdır:
اِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْاِحْسَانِ وَاٖيتَٓائِ۬ ذِي الْقُرْبٰى وَيَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِۚ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ﴿٩٠﴾
"Şüphesiz Allah; adaleti, ihsanı ve yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, kötülüğü ve azgınlığı yasaklar."
Haftada bir kez milyonlarca zihne çarpan bu muazzam ilahi direktifin sokakta, adliyede, pazarda, ailede ve mektepte bir uyanış yaratamaması, sosyolojik bir çürümenin ve derin bir ritüelleşme krizinin habercisidir. Kurumsal sekülerleşmenin din eğitimini sadece "kültürel bir ritüel" parantezine aldığı, akademinin ise unvan ve statü döngüleri içinde fildişi kulelerine hapsolarak hayattan koptuğu bu düzende; insan, fıtratındaki o büyük adalet ve huzur boşluğunu sahte vahalarda, seküler Budist ritüellerde ya da bencil kişisel gelişim masallarında aramaya zorlanmaktadır.
Bu çalışma; yukarıdan aşağıya kurumsal sistemlerin değişmesini beklemeden, hantal mekanizmaların direncine takılmadan, sistemi ve onun dayattığı pragmatizmi "kaalealmayarak" otonom bir ahlak nizamı kurmanın çağrısıdır. Bin yıl önce Farabi’nin El-Medînetü’l-Fazıla (Erdemli Devlet) eseriyle çizdiği o akıl-vahiy dengesini ve asil Ehl-i Sünnet ahlak omurgasını, bugünün dijital dünyasında yaşayan yeni kuşakların diline tercüme etme cehdidir.
Amacımız, kuru bir "öğretim" hantallığına karşı, sivil alanda canlı birer "Erdemli İnsan" ve "Erdem Zinciri" halkası inşa etmektir. Çünkü biliyoruz ki; mekân ne kadar karanlık, sistem ne kadar dirençli olursa olsun, adalet ve ihsanla donanmış selim bir fıtratın karşısında hiçbir sahte nizam ayakta kalamaz.
Ahmet TÜRKAN- HABERNAME
Devam edecek