KUR'AN REHBERİM
TAKDİM
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطاَنِ الرَّجِيمِ
Euzübillahimineşşeytanirracim
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحمن الرَّحِيم
Bismillahirrahmanirrahim.
اَلْحَمْدُرَبِّ الْعَالَم۪ينَ ✪ وَالْعَاقِـبَـةُ لِلْمُـتَّـق۪ينَ ✪ وَلَا عُدْوَانَ إِلَّا عَلَي الظَّالِم۪ينَوَالصَّلٰاةُ وَالسَّلٰامُ عَلٰى رَسُولِـنَا مُحَمَّدٍ وَأٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ٓ أَجْمَع۪ينَ
Elhmdulillahi Rabil Alemin. Vel akıbetü lil muttakin. Vela udavne illa alaz Zalimin. Ves Salatü ves Selamü ala Rasulina Muhammed’in ve alihi ve sahbihi ecmain. (Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım. Rahman ve Rahim Allah'ın Adıyla Başlıyorum. Allaha Hamd Olsun. Sonuç takva sahiblerinindir. Zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur. Resulullah’a Ailesine ve Arkadaşlarına Salat ve Selam Olsun.)
İnsanı en güzel surette yaratan, ona ilim ve hikmet öğreten Rabbimin adı ile başlayıp Kur’an’ı anlamak ve öğrenmek üzere çıktığımı bu yolda doğru anlayıp doğru öğrenmeyi, öğrendiğimiz ile amel etmeği dileyerek başlarım. Rabbim emeklerimi zayi etmesin. Benimle birlikte okuyanların da aynı temenniler içinde bulunduğundan şüphe etmediğim bu çalışmamızın en güzel neticelere vesile olması niyazı ile başlarım.
Kur’ân, Allah’ın insanlığa okunup, üzerinde düşünülüp, anlaşılmak ve yaşanmak üzere göndermiş olduğu bir kitaptır. Üzerinde düşünülmesi ve anlaşılması önerilmiş ve bunu kolaylaştırmak için de belirli zaman aralıklarında indirilmiştir. Konu ile ilgili âyette: “Onu, insanlara ağır ağır okuman için (âyet âyet, sûre sûre) ayırdık ve onu peyderpey indirdik.” (İsra/106) buyrulmaktadır. Ayrıca diğer bir âyette: “(Resûlüm!) Sana bu mübarek Kitab’ı, âyetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik.” (Sad/29) buyrulmaktadır. Meali verilen ayetlerden de anlaşılacağı üzere Allah, Kur’ân’ı anlaşılıp, üzerinde derinlemesine düşünülüp, öğüt alınması için göndermiştir. Şüphesiz bütün bunlar belirli bir eğitim ve öğretim faaliyetini gerektirmektedir. Bunu idrak eden Müslümanlar, Hz. Peygamber zamanından beri bu faaliyetlere özel bir önem vermiştir.
İslam dininin koyduğu bütün esaslar, dini ve şer’i hükümlerin kaynağı kitap ve sünnettir. Kitap-Kur’ân, sünnet Hz. Muhammed’in (s.a.v) sözleri ve filleridir. Peygamberimizin sözlerine kavli sünnet, işlerine fiili sünnet sahabelerden birinin söylediği ya da işlediğini gördüğü bir işten onu men etmeyip susmalarına da takriri sünnet denir. Bunların hepsine birden hadis denirse de bu tabir bilhassa Peygamberimizin sözleri (kavli sünnet) için kullanılır.
Bu esasların yanında icma’i ümmet ve kıyas hususları da kabul edilen diğer iki esastır.
Bu kitabımızın ana muhtevası Kur’ân’ı doğru anlamaya yönelik olmakla birlikte konuların birbiri ile çok sıkı alakası sebebi ile dört temel kaynak beraber seyredeceği muhakkaktır.
Mensup olduğumuz dini doğru yaşamanın anahtarı yukarıda da belirtildiği gibi başta Kur’ân ve sünnet olmak üzere icma’i ümmet ve kıyas esaslarını doğru anlamak ve uygulamak için iyi bilmekten geçtiği muhakkaktır. Bunları bilmekten maksat muttaki, ehli iman, erdemli insan olmaktır. Erdemli insan, muttaki bir Müslüman hesap gününde Allah'ın huzuruna çıkarıldığı vakit,
"Bilmiyordum,
Anlamamıştım,
Fark etmemiştim,
Unutmuştum,
Gaflete dalanlarla birlikte ben de dalmıştım,
Gevşeklik göstermiştim,
Şeytana uymuştum ya da Allah nasıl olsa affeder diye düşünmüştüm,
İbadetleri yerine getiriyordum bunlar yeterli olur zannetmiştim," gibi mazeretler öne sürmesinin hiçbir fayda sağlamayacağının bilincinde hareket eder, etmelidir diye inanarak bu çalışmama başladım.
Kur’ân-ı Kerim okunmasıyla ibadet olan, insan hayatını maddî ve manevî bütün yönleriyle kuşatan, onu her yönden olgunlaştıran, ahlâkını güzelleştiren, dünya ve ahirette mutlu olmasını sağlayan, bütün dert ve sıkıntılarımızda kurtarıcı bir el gibi kendini takdim eden Yüce bir kitaptır. Konumu, makamı ve mertebesi ne olursa olsun bütün insanlar onda kendi dertlerine çare olarak bir şeyler bulurlar. (Hamidullah-Kur’ân’ı Kerim Tarihi) Bütün İslâm âleminde olduğu gibi ülkemizde de Kur’ân-ı Kerim’in çok özel bir yeri vardır. Müslüman halkımız inanç ve ibadetlerinde, ahlaki ve gündelik yaşamlarında Kur’ân-ı Kerim’e büyük önem verirler.
Dinimizi doğru bilmek ve anlamaktan mesulüz. Bilmiyorduk demek çözüm değildir. Hele günümüzde tüm teknik ve iletişim imkanlarının elimizin altında olduğu varsayılırsa bu mesuliyetten bilmiyorduk diyerek kurtulmamız zordur.
Kur’ân-ı Kerim kıyamete kadar gelecek olan bütün insanları doğru yola iletmek için gönderilen ilahî kitaptır. Onun muhatap kitlesi bütün insanlar, gayesi de bütün insanların dünya ve ahiret mutluluklarını sağlamaktır. Bu görev ve gayesini âyetlerinde örneklendirmiştir. Şimdi bunlardan birkaçını zikredelim:
“Bu Kur’ân, insanlar için basiret nurlarıdır ve kesin inanca sahip olacak bir topluluk için sırf hidayettir ve rahmettir.” (Casiye/20)
“Gerçekten bu Kur’ân, insanları en doğru yola, en isabetli tutuma yöneltir.” (İsra/9).
İşte bu (Kur’ân) Allah’ın hidayetidir ki, onunla dilediğine yol gösterir.” (Zümer/23)
“Bu Kur’ân, hidayet rehberidir. Rablerinin âyetlerini reddedenlere ise, en fenasından gayet acı bir azap vardır.” (Casiye/11)
Bu yüzden başta kendi nefsim olmak üzere boş işlere vakit bulabildiğimizden çok çok fazlasını dinimizin esaslarını öğrenmek için bulmamız şarttır.
Kur’ân-ı doğru anlamak Peygamber Efendimizi (s.a.v), ve diğer esasları doğru anlamamızın yolunu açacaktır. Çünkü Resulullah’ın (s.a.v.) tüm hayatı Kur’ân üzeredir. Kur’ân-ı anlamak demek Resulullah’ı doğru anlamak demektir diye düşünüyorum.
Uzun yıllardır hayalini kurduğum kendime rehber olarak hazırlamak istediğim bu kitabımı tamamladığımda değerli okuyucularım ile de paylaşmayı ümit ediyorum.
İslam alimlerine bakıyorum da hayatları Kur’ân ve Allah Resul’ünün yolunda geçmiştir.
İmtihan için gönderildiğimiz bu dünyadan eli boş gitmek çok ürkütücü olacaktır. Kur’ân rehberimizde adım adım ilerledikçe maksat hasıl olacaktır diye ümit ediyorum. İlk ayeti “oku” olan Kur’ân bizi bekliyor.
Kur’ân’a sarılmaktan başka çarenin olmadığını sadece kabul etmek yetmez, onu uygulamak lazımdır: Yani dil ile ikrar, kalp ile tasdik ve fiilen emirlerinin uygulamak yasaklardan da akrep ve yılandan sakındığımız gibi sakınmaktır.
“Hepiniz toptan, Allah’ın ipine (dinine) sımsıkı sarılın, bölünüp ayrılmayın. Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman idiniz de Allah kalplerinizi birbirine ısındırmış ve onun lütfu ile kardeş oluvermiştiniz. Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oraya düşmekten de sizi O kurtarmıştı. Allah, size âyetlerini böylece açıklıyor, tâ ki doğru yola eresiniz.” (Al-i imran/103) “Bir de şu:
“İşte benim dosdoğru yolum. Ona tabi olun. Yoksa başka yollara uymayın ki, sizi O’nun yolundan ayırmasın. İşte kötülüklerden sakınasınız diye Allah, size bunları emretti.” (En’am /153)
İnşallah gayret edeceğiz, neticeyi Rabbimizden bekleyeceğiz.
Çalışmamız uzun bir araştırma, uzun soluklu okumalar neticesinde kaynakçalarına yer vererek hazırlanmıştır. Ehli sünnet ve cemaat çizgisi rehberim olmuştur.
Amelde mezhebim İmamı Azam Ebu Hanife olup, itikatta İmam Maturidi’dir.
Elbette 4 haz mezhep olan ehli sünnet itikadına da yer verilmiştir lakin ehli sünnet dışındaki itikadi biçimler sadece bilgilendirmek amaçlı olup esas yol ehli sünnet ve cemaat çizgisidir.
Kitabımızda güvenilir kaynaklar, ehli sünnet alimlerin yorum ve görüşleri esas alınmıştır. Kaynağı belli olmayan, ya da icma-ı ümmet çizgisi dışında kalan bilgiler kaynak olarak alınmamıştır. Yukarıda da belirtildiği gibi ehli sünnet dışındaki bilgiler kıyas maksadı ile alınmış olup konunun doğru değerlendirilmesi amacı taşımaktadır.
Ahmet TÜRKAN