ERDEMLİ DEVLET MANİFESTOSU- 13

Nahl- 90. Ayet Tefsiri ve Farabi'nin El-Medînetü'l-Fazıla İdeali Üzerine

Sivil Bir İnşa Modeli)

ONÜÇÜNCÜ BÖLÜM (Bu bölümden itibaren manifestomuzu Yazıyoruz)

YENİ NESİL ERDEMLİ DEVLET MANİFESTOSU

(Sistemsiz, Otonom ve Hücresel İnşa Modeli)

"Erdemli bir toplum, sınırları tel örgülerle çizilmiş bir toprak parçası değil; adalet, ihsan ve akrabalık bağıyla birbirine bağlanmış erdemli insanların kurduğu sivil ekosistemdir."

MADDE 1: "Kalp" Hücreleri (Yeni Nesil Entelektüel Liderlik)

Farabi, erdemli devletin başına "Reis"i (Filozof-Peygamber karakterli lideri) koyar. Bugün kurumsal siyasette bu lideri aramak yerine, sivil alanda mikro liderler kuşağı yetiştirmeliyiz.

Yeni Yaklaşım: Gençlere kuru teorik kitaplar okutmak yerine, onları sivil "Düşünce ve Aksiyon Hücreleri"nde (Think-Tank) toplamak. Kur’an’ın gerçek anlamı üzerinde kafa yormasını sağlamak şarttır.

Reçete: İnternette, sosyal medyada, YouTube’da veya mahalle meclislerinde Farabi’nin akılcılığını ve Ehl-i Sünnet’in ahlak omurgasını "İslam’da Karakter ve Gelecek Tasarımı" başlığıyla sunmak. Kur’an ahlakını hayatın tüm evrelerine yerleştirmek. Gencin, "din dersi" ve ahlak eğitimlerinde Kur’an’ı en kavramsal şekilde hayatına katması ve İnsan-ı Kâmil meziyetlere bürünmesi sağlanmadıkça toplumda taşlar yerine oturmayacaktır. Ritüele Dönüşen Yaklaşımların Seküler Tavırlardan Farkı yoktur. Hatta ritüele dönüşmüş, ruhu çekilmiş bir dindarlık, seküler tavırlardan daha tehlikelidir; çünkü bir illüzyon üretir.

Seküler Tavır: Ahlakı, adaleti veya huzuru sadece bu dünyaya, rasyonalizme veya "yoga matına" sığdırır. Sınırları bellidir, aşkın (ilahi) bir iddiası yoktur.

Ruhu Çekilmiş Ritüel Dindarlığı: Biçimsel olarak İslam'ın şartlarını yerine getirir (namaz kılar, hutbe dinler) ama Nahl- 90'ın emrettiği adaleti ve ihsanı hayatın içine (ticarete, siyasete, aileye) sokmaz. Okullarda Din kültürü adına içi boşaltılmış olarak verilen eğitim günün sonunda bencil, pragmatist ve sisteme itaat eden insan modelini üretir. Ruhu, bilinci, ahiret hesabı ve takvası olmayan bir dindarlık, pratikte sekülerizmle eşitlenir. Cuma hutbesindeki tıkanıklığın tam sebebi de budur.

Peki okullarda verilmeye çalışılan "İslam" Demeden ahlaklı olma derslerinden kim ne anlayacak? İslam'ın Temelini nasıl Anlayacak?

Burada laik sistem "İslam" adını açıkça koymadan, kavramların içini vahiy ve nübüvvet nuruyla doldurmadan din kültürü adına bir şeyler fısıldıyor ama sadece fısıltı olarak kalıyor. Bu durum, nihayetinde Batı'nın seküler "karakter eğitimine" veya "hümanizmine" malzeme taşımaktan başka bir işe yaramaz.

Adaleti sadece "hukuki bir zorunluluk" olarak anlatırsanız, genç onu seküler kanunlardan ibaret sanır. Ona bunun Allah'ın bir emri (Mizan) ve ahirette hesabı sorulacak bir mülk olduğunu söylemek zorundayız.

İhsanı sadece "iyilikseverlik" olarak kamufle ederseniz, genç bunu bir sosyal sorumluluk projesi zanneder. Ona bunun "Allah'ı görüyormuşçasına yaşamak" olduğunu, kaynağının fıtrat ve iman olduğunu açıkça haykırmak gerekir.

Kelimeleri gizlemek, eğitimi daha başlamadan pısırıklaştırır ve kimliksizleştirir. İnsanlık seküler terminolojinin ruhsuzluğundan kaçarken, onlara yine seküler ambalajlı paketler sunamayız. Milli Eğitimin okullarda yaptığı maalesef budur. Onlara hakikati kendi adıyla, yani İslam olarak sunmalıyız ve zihinsel özgürlüğüne yön verecek bir "Kur’an Ahlakı Metodolojisi" aldığını hissetirmeliyiz. Kalp sağlam olursa, beden (toplum) yönünü bulur.

MADDE 2: "Organik Dayanışma" (Akıllı Erdem Zincirleri)

Farabi’de erdemli toplumu ayırt eden şey, organların birbirine muhtaç olması ve yardımlaşmasıdır. Nahl- 90’daki "yakınlara yardım" emrinin modern, akıllı versiyonudur bu.

  • Yeni Yaklaşım: Genç kuşağa "akrabanı ziyaret et" demek modern hayatın hızında karşılık bulmuyor. Onlara iyiliği, adaleti ve yardımlaşmayı Kur’an’ın emri olduğunu haykırmak zorundayız.
  • Bunu yapmak için sadece eğitim kurumlarının aksiyon almasını beklemeye gerek yoktur. Gençlerin birer "iyilik ve adalet aktörü" olarak rol alacağı, kimsenin kimseyi rencide etmediği, hiyerarşisiz, blok zincir mantığı gibi şeffaf, mikro dayanışma ağları kurabiliriz. Bu Kur’an’ın “Emr-i bil-maruf nehyi ani'l-münker”, İslâm dininde "iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak" anlamına gelen temel bir görevdir. Toplumsal huzuru, adaleti ve ahlakı korumak amacıyla Kur’an-ı Kerim’de sıkça vurgulanan bu ibadet, her Müslümanın inancı gereği yerine getirmesi gereken toplumsal bir sorumluluktur. Genç kuşak "birlikte bir şey inşa etme" ve "faydalı olma" duygusunu (ihsanı) bu sivil ekosistemde tadacak. Seküler Budizm’in bencil meditasyonuna karşı, "İslami Aksiyonel Huzur" modelini koyacağız.

Ahmet TÜRKAN- HABERNAME

Devam edecek