ERDEMLİ DEVLET MANİFESTOSU-14

(Nahl- 90. Ayet Tefsiri ve Farabi'nin El-Medînetü'l-Fazıla İdeali Üzerine

Sivil Bir İnşa Modeli)

ONDÖRDÜNCÜ BÖLÜM (Manifestomuzu Yazmaya devam ediyoruz)

MADDE 3: "Siber Sınırlar" (Müfredat Duvarını Aşmak)

Mevcut laik/seküler eğitim sistemi okullarda bu vizyonun önünü kesiyorsa, okulun duvarlarını dijital dünyayla sarsacağız. Coğrafi sınırları ve kurumsal müfredatları kaale almayacağız.

  • Yeni Yaklaşım: Kitap okumayan kuşağa, o Kur’an’ın ruhunu taşıyan interaktif içerikler, kısa dökümanlar, podcast'ler, oyunlaştırılmış etik simülasyonları sunacağız.
  • Reçete: Farabi’nin ideal toplumunu veya Nahl- 90’ın adalet-ihsan dengesini anlatan, gençlerin kararlarıyla yön verdiği sivil oyunlar veya interaktif mobil uygulamalar geliştirmek. Okulda seküler tarih ve kültür dersi gören çocuk, akşam telefonunu açtığında ya da hafta sonu sivil merkeze geldiğinde "Erdemli İnsan Modeli"nin siber evreniyle karşılaşacak. Eğitimde tam bağımsızlık budur. Kur’an hayatın merkezinde olmalıdır.

REÇETE: Problemi Kökünden Kesecek "İlk 3 Adım"

Yeni kuşak şatafatlı, içi boş söylemlerden nefret ediyor. Pratik, net ve işlevsel olanı istiyor. O halde reçetemiz şu üç adımdır:

[1. Adım: Zihinsel Kurtuluş]-> Okulun tornasını kurs seviyesine indirgemek, evleri suffeleştirmek.

[2. Adım: Dijital Kuşatma]-> Farabi ve Nahl- 90 ruhunu modern dille (Podcast, Uygulama, Atölye) siber alana taşımak.

[3. Adım: Erdem Hücreleri]-> Sokakta, esnafta, üniversitede "Bozulmayan Adalet Adacıkları" (Erdem Zincirleri) kurmak.

Manifestonun Özü:

Biz devleti ele geçirerek veya sistemin değişmesini bekleyerek bir "Erdemli Devlet" kuramayız. Biz; yetiştireceğimiz her bir "Erdemli İnsan", kuracağımız her bir "Erdem Zinciri" ile o ideal devleti zaten kendi içimizde, kendi sivil alanımızda fiilen kurmuş olacağız. Sistem bizim kurduğumuz bu yüksek ahlaki ve zihinsel kaliteye er ya da geç teslim olmak zorunda kalacaktır. Yoksa Fetö zihniyeti gibi sistemi ele geçirmek için İslami kavramları ve Kur’an’ın emirlerini, ibadetleri terk etmek seküler yapıya angaje olmak toplumu dinamitleyen yapıyı oluşturur ve sonunda 15 Temmuz Darbe Girişimi gibi kendini infilak ettirir.

Farabi’nin bin yıl önce attığı bu teorik temeli, bizim Erdemli İnsan Modeli kitabımızdaki pratik metodolojiyle birleştirdiğimizde; bu manifestonun sivil alandaki "ilk kurucu çekirdeği" kimler olmalı? Bu sivil yürüyüşü, genç kuşağın dilini yakalamış hangi öncü kadroyla başlatmalıyız?

Soru güzel; cevap akademik çevre gibi görünüyor fakat akademik çevreler de laik sistemden nasibini almış kendi içinde kısır döngülere yakalanmış çözüm üretemeyen sadece öğretim modelini benimseyen bir sisteme hapsolmuş durumda. Akademik çevre tespitiyle meselenin en can alıcı kör noktasına bastık. Lakin bu çok doğru, çok keskin bir teşhis olmasına rağmen; Akademi bugün çözümün adresi değil, krizin bir parçasıdır.

Türkiye’deki akademik yapı, laik/seküler sistemin tornasından geçerek vizyonunu kaybetmiş, fildişi kulelerine hapsedilmiştir. İlahiyatlar ve sosyal bilimler dahil olmak üzere üniversiteler; Farabi’yi, Gazali’yi, Maturidi’yi ya da Nahl- 90’ı sadece "üzerinden makale yazılacak, unvan alınacak, dipnot gösterilecek statik birer nesne" olarak görüyor. Eğitim yerine "öğretim" (kuru bilgi aktarımı) modeline hapsoldukları için, oradan ne bir medeniyet fikri çıkıyor ne de sokağın çürümesine çare olacak bir eylem. Bilgiyi rütbeye dönüştüren ama ahlaka dönüştüremeyen bir akademik döngüden gençliği kurtaracak bir reçete çıkmaz.

Sistemi kaale almadığımız gibi, bu kısır akademik bürokrasiyi de kaale almıyoruz. O halde bu yürüyüşün kurucu çekirdeği akademi olamaz.

Ahmet TÜRKAN- HABERNAME

Devam edecek