ERDEMLİ DEVLET MANİFESTOSU- 16
(Nahl- 90. Ayet Tefsiri ve Farabi'nin El-Medînetü'l-Fazıla İdeali Üzerine
Sivil Bir İnşa Modeli)
ONALTINCI BÖLÜM (Artık son söz)
Sözün özü ve amelin esası şudur:
Nahl- 90. ayet, sistemlerin icazetine bağlanmış uzak bir ideal değil, iman eden her ferdin omuzundaki anlık bir sorumluluktur. Ne laik/seküler eğitim sisteminin katı müfredat direnci ne akademinin kısır ve kuru öğretim hantallığı ne de modern dünyanın insanı bencilleştiren "İki Gelir Tuzağı", bizi ahlaklı ve adil olmaktan alıkoyabilir. Çünkü İslam ahlakı, şartların mükemmelleşmesini bekleyen bir lüks değil; en zor şartlarda bile fıtrata ve istikamete sadık kalma iradesidir.
Sistemi muhatap alıp onun duvarlarına çarparak enerjimizi tüketmeyi bırakıyoruz. Çözümü yukarıdan aşağıya kurumsal mucizelerde aramak yerine; Farabi’nin erdemli ruhunu ve Ehl-i Sünnet’in akılcı-ahlaki omurgasını aşağıdan yukarıya, hücresel olarak ihya ediyoruz.
Seküler Budizm’in bencil seanslarında sahte bir huzur arayan yeni kuşaklara; adaleti fiilen ayakta tutmanın, insana ve yakınlara ihsanla (gönüllü iyilikle) dokunmanın getirdiği o hakiki, aksiyonel huzuru göstermek zorundayız. Çünkü Allah bizden bunu istiyor.
Bu manifestonun pratik anahtarı dört maddeden ibarettir:
1. Evlerimizi ve Sivil Meclislerimizi Birer Suffe Yapmak:Okulu sadece teknik bir kurs merkezi görerek, ahlak ve karakter eğitimini kendi sivil halkalarımızda tamamlamak.
2. Kendi Mikro Dünyamızda Mutlak Adaleti İlan Etmek:Ticaretimizde, ailemizde, işimizde liyakat ve kul hakkı terazisini, ucu bize dokunsa bile tam işletmek.
3. Erdem Zincirleri Kurmak: Dijital ve fiziki dünyada, sistemin bencilliğine teslim olmamış sivil dayanışma ve iyilik halkaları inşa etmek.
4. Allah Resulünü ve eğitim metodunu kendimize rehber edinmek.
Unutmayalım ki, Mekke’nin en karanlık, en cahili ve baskıcı sisteminin tam ortasında Nahl- 90 indiğinde, ortada bunu himaye edecek bir devlet veya müfredat yoktu. Sadece o ilahi emre lebbeyk diyen birkaç adanmış yürek vardı. O küçük halka, sistemin katılığına takılmadan kendi adalet ve ihsan kalitesini yaşayarak dünyayı değiştirdi.
Bugün de ihtiyaç duyulan tek şey; şikâyet etmeyi bırakan, sistemi kaale almadan "olması gerekeni" kendi hayatında başlatan bir "Erdemli İnsan" kuşağıdır.
Gayret bizden, tevfik Allah’tandır.
سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَاۤ اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَاۤ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ
"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki sen, ilmi ve hikmeti her şeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." (Bakara, 2/32).
Allah’a emanet olun.
Vesselam.
Ahmet TÜRKAN- HABERNAME