ERDEMLİ DEVLET MANİFESTOSU- 5
(Nahl- 90. Ayet Tefsiri ve Farabi'nin El-Medînetü'l-Fazıla İdeali Üzerine
Sivil Bir İnşa Modeli)
BEŞİNCİ BÖLÜM (Bu bölümden itibaren analizlerimiz yer alacaktır.)
ERDEMLİ DEVLET MANİFESTOSU NAHL-90 AYET ANALİZİ
Nahl Suresi 90. ayet, İslam hukukunun, ahlak felsefesinin ve toplumsal düzenin temel direği olarak kabul edilen, kelimenin tam anlamıyla bir "bütünsel manifestodur." Cuma hutbelerinin sonunda sürekli okunması nedeniyle kulak aşinalığımızın en yüksek olduğu ayetlerden biridir.
Ayetin metni, insanı ve toplumu inşa eden üç emir ve toplumsal çürümeyi engelleyen üç yasak üzerine kuruludur:
"Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor."
Bu ayeti derinlemesine incelediğimizde, bireysel ahlaktan makro toplumsal düzene uzanan muazzam bir denge yapısı (Mizan) ile karşılaşırız. Gelin, tefsir literatürü ışığında bu kavramları katman katman analiz edelim.
1. Üç Yapıcı Emir: Toplumsal Sözleşmenin Temelleri
Ayetin ilk kısmı, bir toplumun ayakta kalabilmesi için asgari ve azami sınırları çizer. Burada emirlerin sıralanışı pedagojik ve sosyolojik olarak dikey bir yükselişi ifade eder.
a) Adalet (El-Adl): Değişmez Asgari Zemin
Adalet, her şeyi olması gereken yere koymak, hak sahibine hakkını eksiksiz vermektir. Yukarıya aldığımız iki farklı tefsirde adaletin iki boyutu öne çıkar:
• İçsel/Bireysel Adalet: İnsanın kendi aklını, ruhunu ve nefis mekanizmalarını dengede tutması, ifrat ve tefritten (aşırılıklardan) kaçınmasıdır.
• Toplumsal Adalet: Hukuk önünde eşitliktir. Adalet, toplumun asgari müştereğidir. Sevgi veya sempatiye dayanmaz; objektiftir. Ayet, işe sevgiyle değil, herkes için bağlayıcı olan hukuk ve hakkaniyet çizgisiyle başlar.
b) İhsan: Hukukun Üzerine Çıkan Estetik ve İyilik
Adalet toplumun iskeletiyse, ihsan da onun etidir, canıdır. Adalet "hakkını vermek" iken, ihsan "hakkından feragat edip fazlasını sunmak, borçlu olmadığın halde iyilikte bulunmaktır."
• Hz. Muhammed’in (s.a.v.) ünlü tanımıyla ihsan; "Allah’ı görüyormuş gibi ibadet/amel etmektir."
• Sosyal düzlemde ise ihsan, toplumsal ilişkileri soğuk bir hukuk cenderesinden çıkarıp bir "Erdem Zinciri" haline getirir. Sadece adaletle yönetilen bir toplum mekaniktir; ancak ihsanla (fedakârlık, af, cömertlik) yoğrulan bir toplum insani bir sıcaklığa kavuşur.
c) Yakınlara Yardım (İtâi zî’l-kurbâ): Sosyal Dayanışmanın Hücresel Başlangıcı
Adalet ve ihsan genel ilkelerdir. Ayet, bu genel ilkelerin nerede pratik edileceğini göstererek hedef küçültür: En yakındakiler.
• Sosyolojik Dağılım: Sosyal devlet ve dayanışma modelleri tepeden aşağıya kurulduğunda genellikle bürokrasiye takılır. İslam’ın öngördüğü model ise merkezden çevreye doğru yayılan bir halkadır. Herkes kendi yakınından, ailesinden ve komşusundan sorumlu olduğunda, toplumda açıkta kimse kalmaz.
• Bu aynı zamanda toplumsal aidiyet duygusunu organik olarak besleyen bir damardır.
Ahmet TÜRKAN- HABERNAME
Devam edecek